Tunus, Yasemin Devrimi’nin 13. yılında “Bölgesel ve Yerel Konsey” seçimlerine gidiyor

Tunus, Aralık 2010’da başlayan Yasemin Devrimi’nin 13. yılında “Bölgesel ve Yerel Konsey” seçimleri için sandık başına gitmeye hazırlanıyor.

Ülkede, geçen yıl kabul edilen yeni anayasaya göre, 24 Aralık’ta yapılacak seçimlerle üyeleri belirlenecek olan Bölgesel ve Yerel Konsey, parlamentonun ikinci kanadını oluşturacak.

Tunus’un orta kesiminde yer alan Sidi Buzid kentinde 17 Aralık 2010’da kendini ateşe veren Muhammed Buazizi, ülkede “Yasemin Baharı”, dünya kamuoyunda ise “Arap Baharı” adıyla öne çıkan sürecin ilk kıvılcımını tutuşturdu.

Üniversite mezunu 26 yaşındaki seyyar satıcı Buazizi’nin, tezgahına el konulması ve zabıta memurlarının kendisine hakaret eşliğinde tokat atmasının ardından kendini ateşe vermesi, Tunus halkının sokaklara dökülmesine neden oldu.

Tunus’u 23 yıl boyunca “demir yumrukla” yöneten Zeynel Abidin bin Ali’ye karşı ülke genelinde 17 Aralık 2010’da başlayan sokak hareketleri, Bin Ali’nin 14 Ocak 2011’de ailesiyle beraber ülkeden kaçmasıyla sonuçlandı.

Tunus’ta demokrasiye geçiş şeklinde değerlendirilen “Yasemin Devrimi”, 2021’e kadar her yıl Bin Ali’nin ülkeden kaçtığı gün olan 14 Ocak’ta kutlanıyordu. Ancak Cumhurbaşkanı Kays Said’in Meclisin çalışmalarını durdurduğu 25 Temmuz 2021 kararlarının ardından, devrimin yıl dönümü kutlamaları, Buazizi’nin kendini ateşe verdiği ve gösterilerin başladığı “17 Aralık” olarak değiştirildi.

Tunus’ta diktatörlükten demokrasiye geçiş süreci

Fransızlardan bağımsızlığını Mart 1956’da kazanan Tunus, 14 Ocak 2011’e kadarki 55 yıllık süreçte sadece iki cumhurbaşkanı tarafından yönetildi.

Bağımsızlığını ilan etmesinin ardından ilk Cumhurbaşkanı Habib Burgiba, ülkeyi 30 yıl yönetti.

Burgiba’nın bu uzun iktidarı, Zeynel Abidin bin Ali tarafından 7 Kasım 1987’de Burgiba’nın ülkeyi yönetemeyecek derece hasta olduğu öne sürülerek, “sivil bir darbeyle” noktalandı.

Ülkeyi terk ettiği 14 Ocak 2011 yılına kadar yönetimde kalan Bin Ali’nin iktidarının sona ermesinin ardından Tunus’ta demokratik sürece geçiş başladı.

Tunus’ta “Kurucu Meclis” iş başında

Demokratik sürecin ilk adımı olan “Kurucu Meclis” seçimleri için 23 Ekim 2011’de Tunuslular sandığa gitti.

Yasemin Devrimi’nin ardından ülkesine dönen Raşid el-Gannuşi liderliğindeki Nahda Hareketi, bu seçimde 217 sandalyeli Meclise, 89 vekil göndererek birinci parti oldu.

Üyeleri, halk tarafından seçilen Kurucu Meclis, yeni Tunus Anayasası’nın yazılması ve demokratik sisteme geçiş sürecinde önemli bir görev üstlendi.

Hükümeti kurmakla görevlendirilen Nahda Hareketi’nin koalisyon görüşmelerinin ardından, Cumhuriyet Kongresi Partisi ve Tekettül Partisi’nin yer aldığı 3’lü koalisyon hükümeti kuruldu.

Hükümetin kurulması sonrasında, Kurucu Meclis 12 Aralık 2011’de Cumhuriyet Kongresi Partisi Başkanı Munsif el-Merzuki’yi, Tunus’un devrimden sonraki ilk Cumhurbaşkanı seçti.

Devrimden sonraki ilk hükümetine ise Nahda Hareketi mensubu Hammadi el-Cibali başkanlık yaparken, Tekettül Partisi’nden Mustafa bin Cafer ise Meclis Başkanı olarak görev aldı.

Tunus siyasi suikastlarla tanışıyor

Bu gelişmelerden yaklaşık 2 yıl sonra, sol eğilimli muhalif siyasetçi Demokrat Yurtseverler Partisi Genel Sekreteri Şükrü Beliyd, 6 Şubat 2013’te evinin önünde uğradığı silahlı saldırıyla hayatını kaybetti.

Ünlü siyasetçinin başkent Tunus’ta öldürülmesiyle, ülkedeki devrim heyecanı, yerini sancılı bir döneme bıraktı.

Beliyd suikastından yaklaşık 6 ay sonra yine muhalefette yer alan Halk Cephesi Koalisyonu liderlerinden Muhammed el-Berahimi, 25 Temmuz Cumhuriyet Bayramı’nda evinin önünde uğradığı silahlı saldırıyla yaşamını yitirdi.

Demokrasiyle tanışan Tunus’ta peş peşe aynı yöntemlerle yaşanan suikastların ardından ülkede iktidar ile muhalefetin arasında anlaşmazlık iyice derinleşti.

Halkı hükümete karşı sokağa davet eden muhalefet, hükümeti devirene kadar eylemlerin devam edeceği mesajını verdi.

Ülkede gerilimin artmasına istemeyen Nahda Hareketi, muhaliflerle yaşanan anlaşmazlığı azaltmak için hükümeti feshetti ve teknokratlardan oluşan yeni bir hükümet kurulması için geri çekildi.

Yeni anayasanın kabulünün ardından parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri

Tunus Ulusal Kurucu Meclisi, 200’den fazla milletvekilinin oyuyla Ocak 2014’te yeni anayasayı kabul ederek görevini tamamladı.

Anayasanın kabulüyle Ekim 2014’te parlamento için tekrar sandık başına gidilen Tunus’ta, merkez sol eğilimli Nida Tunus Partisi 217 sandalyeli meclise, 85 milletvekili gönderdi.

İlk seçimlerin galibi Nahda Hareketi ise 79 vekille seçimleri ikinci sırada tamamladı.

Yeni Anayasaya göre 21 Aralık 2014’te düzenlenen Cumhurbaşkanlığı seçimiyle, Nida Tunus Partisi’nin kurucusu başkanı El-Baci Kaid es-Sibsi, devrimin ardından halk tarafından doğrudan seçilen ilk cumhurbaşkanı oldu.

Burgiba döneminde Cumhurbaşkanı Danışmanlığı, Meclis Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı dahil birçok görevde bulunan Sibsi, 25 Temmuz 2019’da cumhurbaşkanlığı görevini sürdürürken 92 yaşında hayatını kaybetti.

2015-2016 yıllarında terör tehdidi

Terör örgütü DEAŞ üyelerinin, 18 Mart 2015’te Halk Meclisi’nin yanında bulunan Bardo Müzesi’ne saldırarak, çoğu turist 22 kişiyi öldürmesiyle, terör korkusunun derinden hissedildiği Tunus’ta, 2016 yılına kadar birçok terör eylemi gerçekleştirildi.

Haziran 2015’te, turizm kentlerinden Susa’da yabancıların kaldığı bir otele düzenlenen silahlı saldırıda çoğu İngiliz vatandaşı 38 kişi hayatını kaybetti.

Terör eylemleri, ülkenin en önemli kaynaklarından turizm sektöründeki gelirlerin önemli ölçüde düşmesine neden oldu.

Başkent Tunus’un merkezinde yer alan 5. Muhammed Caddesi’nde Cumhurbaşkanlığı muhafızlarına yönelik 24 Kasım 2015’te düzenlenen bombalı intihar saldırısında ise 12 güvenlik görevlisi yaşamını yitirdi.

Ülkeyi derinden sarsan terör eylemlerinin son halkası ise Mart 2016’da ülkenin güney komşusu Libya sınırında yer alan Bengirdan vilayetinde güvenlik güçlerini hedef alan olay, aralarında saldırıyı gerçekleştiren 36 DEAŞ’lının da bulunduğu 50 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı.

Yasemin Devrimi’ne Nobel Barış Ödülü

Öte yandan Tunus Barolar Birliği, Genel İşçi Sendikası, Ticaret ve Zanaatkarlar Sendikası ile İnsan Hakları Derneğinden oluşan “Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü”nün 2015 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesi, ülke halkını geleceğe yönelik tekrar umutlandırdı.

Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü’nün Yasemin Devrimi’nin ardından demokratik sürece katlarındaki çabaları dolayısıyla Nobel Barış Ödülü’nü almaya hak kazanması, ülkede Yasemin Devrimi’ne olan inancı pekiştirdi.

Siyasi ve ekonomik kriz sokağı hareketlendiriyor

Teknokratlardan oluşan Habib es-Sıyd başkanlığındaki Tunus hükümeti, 2015-2016 yıllarında yaşanan terör saldırıları karşısında yetersiz kaldığı gerekçesiyle Meclisin güvenoyunu çekmesi üzerine düştü.

Siyasi krizin baş göstermesiyle peş peşe hükümetlerin düştüğü ülkede, ekonomideki kriz de derinleşti.

Başbakan Yusuf Şahid önderliğinde, Ağustos 2016’da kurulan koalisyon hükümeti ve devamında gelen hükümetler, ne siyasi ne de ekonomik krizi çözmekte başarılı olabildi.

Ekonomik krizden kurtulmaya çalışan Tunus, 2017’nin sonunda, Uluslararası Para Fonunun (IMF) talebiyle cari açığı azaltmak ve gelirlerini artırmak için vergilerin yükseltildiği, kamu harcamalarının sınırlandırıldığı “kemer sıkma” tedbirlerini içeren bütçe yasasını kabul etmek zorunda kaldı.

Bu tedbirler kapsamında ürünlere yapılan büyük zamlar ve artan hayat pahalılığı, ülkede yeniden protestoların başlamasına neden oldu.

Başkentin sınır komşusu Mannuba vilayetinde 8 0cak 2018’de düzenlenen gösteride bir kişinin hayatını kaybetmesi üzerine protestolar ülkedeki birçok kente sıçradı.

Tunus’ta yeniden belirsizliğe doğru ilk adım: “2021’deki olağanüstü kararlar”

Tunus’ta Ekim 2019’da düzenlenen Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri, ülkede yeni bir siyasi dönemin başlangıcı oldu.

Bu çerçevede 6 Ekim’deki parlamento seçimlerinde Nahda Hareketi 52, Tunus’un Kalbi Partisi 38, Demokratik Akım 22, Onur Koalisyonu 21 milletvekilini Halk Meclisine gönderdi.

Daha sonra 13 Ekim’de düzenlenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunun ardından anayasa hukukçusu Kays Said, oyların yüzde 72,7’sini alarak cumhurbaşkanı seçildi.

Sürpriz bir şekilde seçilen Cumhurbaşkanı Said’in görevlendirdiği İlyas Fahfah’ın Şubat 2020’de kurduğu hükümet, krizlerle baş edemediği için göreve gelmesinden 6 ay sonra parlamentodan güvenoyu alamadığı için sonlandı.

Fahfah’ın ardından hükümeti kurma görevini alan Hişam el-Meşişi önderliğinde Eylül 2020’de göreve başlayan hükümet ise Cumhurbaşkanı Said’in 25 Temmuz 2021’deki “olağanüstü kararları” ile feshedildi.

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said’in “olağanüstü kararları” dönemi

Tunus’ta siyasi ve ekonomik krizin birbirini körüklediği 2021 yılına Cumhurbaşkanı Said’in “olağanüstü kararları” damga vurdu.

Siyasi partilerin ülkeyi yönetemediğini ve yolsuzluk yaptığını iddia eden Said, 25 Temmuz 2021’de aldığı “olağanüstü kararlar” ile parlamentonun çalışmalarını dondurdu ve milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırdı.

Yasemin Devrimi’nin 11. yılında, normalde her sene 14 Ocak’ta kutlanan Devrim Günü’nü de değiştiren Said, devrim kutlamalarının 17 Aralık’a alındığını ilan etti.

Yetkileri kendinde toplayan Said, 25 Temmuz 2022’de Anayasa değişikliği için referandum, 2022 sonunda da erken seçim yapılacağını duyurdu. Ayrıca genel seçime kadar Meclisin kapalı kalacağını açıkladı.

Yasemin Devrimi 13. yılına yeni bir seçimle giriyor

Cumhurbaşkanı Said’in aldığı olağanüstü kararların ardından, siyasi ve ekonomik krizin artarak devam ettiği Tunus’ta, 2022 ve 2023 yılları belirsizliklerle devam etti.

Cumhurbaşkanı Said’in kararlarını “darbe” olarak nitelendiren ve karşı çıkan muhalifler ile Said’i destekleyen kesim arasındaki gerilim gittikçe arttı.

Ülkede 25 Temmuz’da seçmenlerin yüzde 30,5 katılımıyla düzenlenen referandumda, yeni anayasa kabul edildi.

Siyasi partilerin boykot ettiği 17 Aralık’ta düzenlenen erken genel seçimlerin ardından ise Halk Meclisi tekrar açıldı.

Siyasi partilerin Tunus siyasi arenasından çekilmesinin ardından 11 Şubat 2023’te başlayan operasyonlarla aralarında eski Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi lideri Gannuşi’nin de olduğu onlarca siyasetçi, gazeteci, aktivist, hakim ve iş insanı “devlet güvenliğine karşı komplo kurmak” suçlamasıyla tutuklandı.

Muhalif kesim, “devlet güvenliğine karşı komplo kurmak” soruşturmasını kendilerine yönelik “sindirme operasyonu” olarak niteliyor.

Yeni anayasaya göre, 24 Aralık’ta yapılacak seçimlerle üyeleri seçilecek olan Bölgesel ve Yerel Konsey, Cumhurbaşkanı Said’in “siyasi krizden çıkışın “yol haritası”nın son halkası olarak görülüyor.

Bölgesel ve Yerel Konsey, parlamentonun ikinci kanadını oluşturacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x